BİZİM KÖYÜN YAYLALARI

 

Keşiş Dağı duman bürümüş başın

Dağılır dumanın poyraz esiyor

Çayır, çimen boldur bulunmaz eşin

Dere, tepe azgın sular coşuyor

 

Kızılyar, Kürkür'e eş olamadı

Kocaboy, çiftlerde öç alamadı

Kuyucuk kurbandan güç alamadı

Daha kazanlarda etler pişiyor

 

Ilıcak, Eşmeden su bulamadım

Söğütlü Kuyu'dan zevk alamadım

Ballık’ta, Dilav’da hiç duramadım

Giden yaylacılar nasıl yaşıyor.

 

Kartal Dağı Elbistan’a yol verir

Uzar gider, Toroslar’a bel verir.

Göl Yaylası koyun, kuzu bol verir

Taşlık Deresinden yolu aşıyor

 

Aksu’ya, Koru’ya daha ileri

Açmıştır Başyurt’un mor sümbülleri

Salınıp gidiyor Yayla Dilberi

Ahu gözlerine aklım şaşıyor.

 

Bıllız Dağı bağlı Orta Tepeyle

Yaylalar komşudur, şu bizim köyle

Sayın Tepesinden bir seyran eyle

Bizim eller ne alemde yaşıyor

 

Yoğurdu, kaymağı, sütü bol olur

Gece, gündüz yokuşları yol olur

Yaylacının yanakları al olur

Deli gönlüm ardı sıra koşuyor

 

Erkani, yaylada yaylayamadın 

Bir türlü gönlünü eğleyemedin 

Bilmem, neden uyum sağlayamadın 

Nazlı yarim bana ondan küsüyor.

 

İbrahim ERKANİ  (24.05.1974)