YIRTICI
hayvanlar, yeşil otlaklara doğru yol almakta olan
buffalo sürüsünün zayıf anını beklediler.
Sürüde yavrular vardı ve yırtıcıların
hedefi küçüklerdi.
Bir su kıyısında yırtıcılar bir
yavruyu kaptılar, yavru başını çevirip
annesini aradı, acı acı bağırdı. Görmeliydiniz,
kaçıp kurtulmak için nasıl çırpındı.
Buffalo sürüsü durdu.
Önce düşündüler.
Doğa gözlemcileri, bu durumlarda genelde buffaloların
her zaman kaçtıklarını tespit etmişlerdi.
Bu sefer buffalolar döndüler.
Yavruyu yere yatırmış, üzerine kocaman pençelerini
koymuş yırtıcıların çevresini sardılar.
Yırtıcılar şaşırmışlardı.
Çevrelerinde siyah boynuzlardan bir duvar vardı. Biraz
sonra buffaloların korkup dağılacağını
umdular. Ama öyle olmadı, ilk hamleyi bir yaşlı
buffalo yaptı, koca bir aslanı boynuzlarına taktığı
gibi havaya fırlattı.
Yırtıcılar tek tek kaçmaya başladılar.
Sürü yaralı yavruyu alıp yoluna devam etti.
(Bakınız; http:/www.youtube.com/watch?v=LUDDz68kM)
*
Doğa bize birçok şey öğretir.
Ama biz öğrenemeyiz.
İyi bakın doğaya; akılsız,
teslimiyetçi, kaderci, tepkisiz, sessiz, pısırık
tüm canlıların acı çektiğini göreceksiniz.
İşte:
Buffalolara saygım arttı. Onlara "öküz"
derdim, o yaptıklarını izledikten sonra artık
demiyorum.
Elbette bir buffalo görme ve ona "Saygılar..."
diye yanaşıp "Hakikaten sizi kutlarım,
yani ancak bu kadar olur, kişilikli ve onurlu bir iş
yaptınız..." deme olanağım yok.
Ama uzaktan uzaktan saygım sonsuz.
Bereketli bir yaşama doğru umutla yol alırken, özgürlüklerini,
amaçlarını, kimliklerini, gururlarını, yaşama
haklarını ve çocuklarını yırtıcılara
bırakmadılar.
Benim gözümde "öküz" olmaktan çıkıp
"buffalo" oldular.
Onurlu...
Mağrur...
Yürekli...
Adam gibi adam şu buffalolar.
|