Onu,
15 yaşındaki bir kıza tecavüz etmekle suçluyoruz.
Gazeteler, ya sapık diyor ya azgın teke.
Lakin, bunlar yanlış...
Hüseyin Üzmez sapık değil; azgınlığı
da erkek azgınlığının devamı.
Hüseyin Üzmez, Türkiye'de yavaş yavaş dokunan bir
hayat tarzının dışa vurumu. Ona bakın,
nereye gittiğimizi anlayın.
Bu hayat tarzını kurmak için mücadele edenlerin
niyeti birinci olarak şudur: 'Bütün laikleri şişe
geçirip kızartmak!' Sivas'ta bu kızartmanın
bir uygulaması yapılmıştı.
Aydınlar ve sanatçılar orada kebap edilmişti...
Şimdi, o kebapçılar iktidarda...
Başbakan Erdoğan, kendisine bu kebapçılardan
birisini danışman yapmış.
'Bütün laikleri şişe geçirmek gerekir!' diyen bir
adam Türkiye'yi yöneten kişiye akıl veriyor.
Önceki müsteşar da Ömer Dinçer idi. 'Türkiye'de laik
cumhuriyet yerine İslam devleti kurulmalıdır;
bunun zamanı gelmiştir!' anlamında makale yazan
kişi.
İşte, Hüseyin Üzmez'i azgın teke yapan hap
veya kuvvet veya yiyecek budur.
Adamlar; şişe geçirilen laik sistemi yiyerek böyle
azgınlaşıyorlar.
HEPSİNİN BİRKAÇ KARISI VAR
Türkiye, Atatürk devrimleri ile tekeşli bir aile yapısını
kanunla zorunlu hale getirmiş. Kadın-erkek eşitliğine
dayalı bu sistem, geleneksel İslam hukukuna uymuyor.
Kur'an'ın 620 yıllarındaki toplumsal yapıya
bakarak düzenlediği aile sisteminde, bir kişinin 4
kadın alma hakkı bulunuyor.
Kur'an'daki bu yerel hükmü genelleştiren egemen kesim
erkekleri, 4 kadını almayı İslam dininin
bir emri haline getirdiler. Tıpkı, 620 yıllarında
geçerli olan örtünmeyi bugün için de zorunlu göstermeleri
gibi...
Hüseyin Üzmez, işte o 620 yıllarındaki Arap
toplumunu 2008 yılındaki Türk toplumuna model gibi
sunan zihniyetin ürünüdür.
Hüseyin Üzmez, mecburen bir eşini resmi nikah altına
almış, diğerlerini imam nikahı ile kapatmıştır.
Kaç karısı var bilmiyorum ama, bu sonuncusu, onun
hak gördüğü eşlerinden birisi olmalıdır.
Sadece Hüseyin Üzmez mi?
Hani şu kadınlarımıza türban ve kapalı
elbiseler üreten Tekbir Giyim'in sahibine bir bakın.
Tekbir'ci Mustafa Karaduman'ın 3 karısı varmış;
üçü ile de aynı evde yaşıyormuş. Bu 3
kadınla evlenmek ona göre çok doğal. Çünkü,
inandığı İslam anlayışı,
ona bu hakkı veriyor. O; çok kadınla evlenmeyi,
dinin kendisine verdiği bir izin olarak görüyor ve
hatta bunu bir emir haline getiriyor.
Bunların sistemi belli: Biraz para buldular değil mi...
Yaşlanan karısının yerine hemen yoksul bir
ailenin güzel kızını geçiriyorlar. Ama imam
nikahıyla... Kızın ailesi de bu işi İslam'a
uygun bulduğu için sesini çıkarmıyor; hatta
mutlu oluyor. Bir süre sonra o da eskiyince başka bir
genç kadın üçüncü imam nikahlı eş olarak
modern haremin bir parçası oluyor.
Bu biçimde düşünen ve yaşayan pek çok İslamcı
yazar var. Bunlar; televizyonlardan millete ahlak dersi
veriyorlar ve demokrasi şampiyonluğunu da kimseye bırakmıyorlar.
AKP ile örgütlenen bu kesimin demokrasisi; 'istediğin
kadını alıp harem kurmak demokrasisi' olarak
erkeklerin ağzının suyunu akıtıyor.
Kadınlar da bu türlü yaşamayı İslam
dininin bir emri gibi görüyorlar ve kuma olmayı kabul
ediyorlar.
Ve; yurtseverlerin öksürmesini bomba atmaya benzetip
polislerle evleri basan Türkiye'nin savcıları da bu
türlü yaşam biçiminin yaygınlaşmasını
sessizce izliyorlar.
GELECEĞİ GÖRÜN
Bizim yıllar boyu yazarak göstermek istediğimiz
tehlike işte budur: Türkiye'de var olan modern hayat biçimi
ağır ağır yok ediliyor. Bunun yerine
Arabist bir aile hayatı getirilmek isteniyor. Gerekçe de
Kur'an'dan bulunuyor. Cahil bırakılarak aklı
buharlaştırılan kadınlar da 'Allah böyle
emretmiş!' diyerek erkeklerin emirlerine boyun eğiyorlar.
Bu çok karılı evlilik modası, AKP iktidarının
teşviki ve desteği altında hızla yaygınlaşıyor.
İslami hayat modeli yaratmak eylemlerinin vardığı
nokta Hüseyin Üzmez gerçeğidir. Zaten, Bay Üzmez'in
yazdığı Vakit Gazetesi de bütün gücüyle işte
böyle çok karılı hayat düzeninin hakim olduğu
bir devlet yaratmaya çalışmaktadır. Sembolleştirirerek
anlatırsak: İşin bir ucunda Vakit Gazetesi ve Hüseyin
Üzmez; diğer ucunda Tekbir Giyim'in sahibi, üçüncü
ayağında da AKP hükümeti bulunmaktadır.
Hüseyin Üzmez'e bakın, Türkiye'nin nereye götürüldüğünü
anlayın.
Seçim sizindir...