Venezüella
bu yüzyılın ilk devrimini yapan insanların ülkesi.
Zor koşullara ve tüm baskılara rağmen Venezüella,
kararlı ve mücadeleci Hugo Chavez'in yönetiminde müthiş
bir değişim sürecinden geçiyor. Bu değişime
ben de tanık oldum
Barrio
adı verilen gecekondu semtleriyle dolu tepelerin ortasında
gökdelenlerle dolu bir çanak gibi duruyor başkent
Caracas. Avilla Dağı'ndan bakınca şehrin
üst sınıfının neden yoksullardan ve onların
lideri olan Hugo Chavez'den "Maymuna benziyor"
diyecek kadar nefret ettiğini ve korktuğunu
anlayabilirsiniz. Çünkü tepelerden inen milyonlarca yoksul
bir gün şehri ele geçirmeye kalksalar...
Kalkmışlardı da zaten. Tarih: 27 şubat
1989. Açlar şehrin merkezine inip bütün dükkanları
yağmaladılar. 2 bin kişinin öldürüldüğü
gün şehrin ve ülkenin kaderi değişti. Albay
Chavez kışlasında taraftarlarıyla planlarını
yaptı ve 1992'de iki darbe girişimi başarısız
olunca hapse atıldı. Afla çıktıktan sonra
başlattığı görkemli siyasi kampanya
sayesinde, o güne dek nüfus kaydı bile olmayan
yoksullar ilk kez oy kullandılar ve ezici bir farkla
Chavez'i ülkenin lideri yaptılar. Ulusal ve uluslararası
siyasi ve ekonomik baskılar arasında, 1999'dan beri
çalışan Chavez, 1980'lerden beri hızla bozulan
toplumsal zenginlik paylaşımını eşitlemeye
kararlıydı. Okuma yazma seferberlikleri, Küba'dan
petrol karşılığı ülkeye barrio'larda
çalışmak için davet edilen
17 bin doktor, ucuz gıda, bedava ilaç kampanyaları,
yoksulluk yüzünden eğitimini yarım bırakanlar
için eğitim seferberliği... Çok geçmedi, ülkenin
üst sınıfının ve IMF'nin asabı ülkenin
petrol zenginliğinin sosyal fonlara aktarılmasıyla
bozuldu.
"Yıllarca bekledik, sıra bizde!"
"Herkes sosyal kampanyalara ne kadar para aktardığımızı
merak ediyor. Ben de merak ediyorum, her yıl
yolsuzluklarda eriyen 40 milyar doların nereye gittiğini
niye kimse merak etmiyordu bugüne kadar? Zenginler kendi dev
paylarının azalmasına kızıyorlar."
Barrio'larda doğmuş, iktisat eğitimi almış
Yüzbaşı Romel Rangel böyle diyor. O şimdi
sivil bir yönetici. Ülkenin petrol tekeli olan PDVSA'da
sosyal fonları yönetiyor: "Evet barrio'lara çok
para aktarıyoruz. Çünkü şimdiye kadar onlar hiç
pay almadı. Ben yıllarca sıranın onlara
gelmesini bekledim. Şimdi sıra onlarda!"
Beklediğini söylerken bu ülkenin bir gizine dikkat çekiyor
aslında. Bu gizi, Venezüella Merkez Üniversitesi'nden
tarih profesörü Margarita Maya Lopez açıklıyor:
"Bu ülke, 1989'daki isyandan sonra 20 yıl sivilleri
bekledi. Siviller bir şey yapmayınca isyanı
askerler başlattı."
Askerler devrim yapabilir mi? Bir devrimi askerler yapınca
artık o devrim olur mu? Hele askeri darbelerle ünlü
Latin Amerika'da! Profesör Lopez cevaplıyor:
"Venezüella ordusu, diğer Latin Amerika ordularından
farklıdır. Hepsi yoksul ailelerin çocuklarıdır.
Bir gelenek olarak üst sınıfa mesafelidirler. Bu
insanlar yıllarca üst sınıfın nasıl
dejenere olduğunu izleyip hafta sonları yoksul
evlerine döndüler. Üstelik sivillerle birlikte eğitim
aldıkları için üniversitelerdeki sol harekete yakındılar."
Televizyon olanları göstermiyor!
Peki askerler ne yaptılar? Son 20 yıldır
kimsenin girmediği yoksul barrio'lara girdiler. "Nucleo"
adı verilen kooperatif merkezli komünler kurulmasını
sağladılar. Mahalleler kendi yeteneklerine göre,
terk edilmiş fabrikalarda kooperatif kurup üretime başladılar.
Yoksullar için 3 bin okul, bedava hizmet veren binlerce
klinik, meslek eğitim kursları kurdular, okullarda süt
ve yemek kampanyası başlattılar. Kırsal
alanda 1 milyon hektarın üzerinde kullanılmayan
araziyi topraksız köylülere dağıttılar.
Çin'in gönderdiği traktörleri bu köylülere verdiler.
Bütün bunları niye bilmiyoruz biz?
"Bizi terörist gibi gösteriyorlar" diyor Jorge
Botero. Botero yedi Latin Amerika ülkesinin Chavez önderliğinde
kurduğu "Latin CNN'I" dedikleri, Caracas
merkezli Telesur kanalının haber müdürü. Venezüella'da,
Latin Amerika'da yaşananları bütün dünyaya
anlatacaklarını söylüyor ve ekliyor: "El
Cezire ile de işbirliği anlaşması yaptık.
Dünyayı, dünyaya gerçekten anlatacağız."
Venezüella'daki hiçbir özel televizyon kanalının
Chavez'e karşı yapılan darbeyi protesto eden 10
milyon insan sokağa döküldüğünde tek bir haber
bile yapmadığı düşünülürse iletişimin
Venezüella açısından ne demek olduğu anlaşılabilir.
"Devrimi biz yaptık, biz anlatırız!"
"Korkuyor musun?" diye soruyor rehberim Leonardo.
Neden korkmam gerektiğini taksi şoförü bizi
barrio'nun kıyısında arabasından indirince
anlıyorum. Bu şehirde barrio'da yaşamıyorsan
barrio'ya girmezsin. Taksicinin, barrio'ya yaklaşırken
ikide bir fotoğraf makinesini saklamamı istemesi de
bundan: "Eğer o makineyi görürlerse bu sokaktan
üç çıplak insan olarak çıkarız!"
Oysa dar dehlizlerden tepelere çıktığımızda
bizi karşılayan kırklı yaşlarındaki
Alicia Cortez, lideri olduğu barrio'da dolaşırken
tam tersini anlatıyor:
"Biz suçlu değil, yoksuluz. Şimdi hükümet bu
barrio'dan neler yaptığımızı anlatmak
üzere temsilci istiyor bizden. Biz temsil edilmeye değil,
katılmaya inanıyoruz. Kimsenin bizim yaşadıklarımızı
bizim adımıza anlatmaya hakkı yok! Bu devrimi
biz yaptık, biz anlatırız. Sizi o yüzden kabul
ettik."
Cortez bir yandan bütün şehrin korktuğu o sokakları
gezdirirken bize bir yandan da anlatıyor:
"Yoksulların hayatı değiştirebileceğine
inanan ailelerle birlikte biz bu barrio'larda 20 yıldır
çalışıyoruz. Kutsal günlerde düzenlediğimiz
yemekli eğlencelerle insanları beraber çalışmaya
ikna ediyoruz. Bu, sadece Chavez'in yaptığı bir
şey değil. Bu bütün halkın beraber yaptığı
bir devrim."
Genç Francesco kolumuzdan tutup bir inşaatın
tepesine çıkarıyor bizi, tepede sıvasız
bir odaya. İçeride bir bilgisayar ve bir mikrofon. Burası,
Caracas'taki 200 korsan komün radyosundan biri. Francesco
bantlarla tutturulmuş mikrofonu gösterip "Bizim
hakkımızda bize yalanlar söyleyen medya imparatorluğunu
böyle çökerteceğiz" diyor. Üç-beş yıl
öncesine kadar küçük çocukların bile ellerinde
silahlarla bu sokaklarda koştuğunu anlatıyor ve
ekliyor: "Biz silahlarımızı bıraktık.
Dünyayı ve bu ülkeyi silahsız değiştireceğiz!"
Kadınların aşkı: Başkan!
Venezüella'nın Chavez ile kurduğu ilişki, bir
aşk ve nefret ilişkisi. Daha ziyade üst sınıftan
çocukların okuduğu Venezüella Merkez Üniversitesi'ndeki
öğrenci liderleri onun bir diktatör olduğunu söylerken,
Venezüella'yı İspanyol sömürgesinden kurtaran
Bolivar'ın adıyla kurulan yeni üniversitenin öğrencileri
ona neredeyse aşık olduklarını anlatıyorlar.
Merkez Üniversitesi Rektörü Tania Navvaro onun "her
şeyi bildiği gibi yapan bir adam" olduğunu
söylerken, sokaktaki çöpçüler Chavez'in azizler katında
bir kurtarıcı olduğunu anlatıyor size. Ama
bir gerçek var ki kimse reddedemiyor. Chavez kadınları
seviyor, kadınlar da onu! "Yeni anayasamız
20'nci yüzyılda kadın hakları için mücadele
etmiş bütün kadınların hayallerinin yazılı
halidir" diyor devlete bağlı kadın enstitüsü
INAMUJER'in başkanı Maria Leon.
Chavez ne yaptı?Hugo
Chavez'in derdi, dünyanın beşinci büyük petrol
rezervine sahip ülkesinde yoksulluğun yok edilmesi.
1999'da iktidara geldiğinden beri, ABD ile işbirliği
yapan ülkenin üst sınıfı tarafından
darbe girişimlerine, meşruiyetini sorgulayan
referandumlara, CIA'nin suikast girişimlerine maruz kaldı.
Çareyi Latin Amerika'yı örgütlemekte buldu. ABD'nin
serbest ticaret projesinin karşısına Latin
Amerika liderleriyle bir olup "ahlaklı ve eşit
ticareti" öneren ALBA projesini dikti. Yetinmedi, İran
ve Çin ile bir araya gelip dünyanın bahtsız güney
yarımküresini Bush imparatorluğuna karşı
birleştirdi. Papaya, kimsenin dokunamadığı
Japon imparatoruna koşup sarılacak kadar "tuhaf"
bir diplomasi yürütse de çeşitli manevralarla doların
değerini uluslararası piyasalarda düşmesini sağlayacak
kadar, bütün bunları ABD'nin burnunun dibinde yapacak
kadar kararlı ve mücadeleci. Yabancı yatırımlar
ülkesinden kaçarken kendi halkına inanan, bütün
bunları yaparken kişi başına düşen
milli geliri, halkıyla birlikte artıran bir adam.
kitap
Biz Burada Devrim Yapıyoruz
Sinyorita
(Yüzyılın ilk devriminin
notları...)
Ece
Temelkuran
Everest
Yayınları / Siyaset
Dizisi
''İnsanlar
yeterince haksızlığa uğradığında
yeterince dövüldüğünde çocuklar, insanlığa
saldırırlar. Acı, adaletsizlik ve vicdansızlıkla
yeterince hırpalandığında, kendi kendini
imha eden bir organizmadır insanlık.''
Bu kitap Ece Temelkuran'ın Venezüella'da gördüklerini,
yaşadıklarını, tanık olduklarını
anlattığı bir kitap değil, turistik bir
Venezüella güzellemesi hiç değil...Bu kitap, yeterince
haksızlığa uğradığında,
yeterince dövüldüğünde dönüp insanlığa saldıranların,
bu kez insanlığa uğramanın ve dövülmenin
önüne geçmeyi denemesinin öyküsüdür. Bu kitap, Latin
Amerika'da yaşanan bir devrim deneyiminin sorgulanışı,
tüm dünyada güçlenmeye başlayan antikapitalist oluşumun
izinin sürülmesidir.
Yüzyılın ilk devriminin notları... Biz Burada
Devrim Yapıyoruz Sinyorita yapılmakta olan bir devrime
dair gözlemler... Mutlak doğruların yerini sorulan
soruların ve aranan yanıtların aldıkğı
bir devrimin günlüğü... Bundan böyle dünyayı büyük
sözlerin değil küçük insanların değiştireceğine
dair bir işaret.